6 Ekim 2012 Cumartesi

Dünya Otomobilsiz Yaşam Günü


Amerikan Otomotiv Üreticileri Birliği’nin verilerine göre 1950 yılında Dünya’da 70 milyon taşıt sayısı 1994 senesinde yedi kat artış göstererek 630 milyona ulaştı. Eğer büyüme aynı şekilde devam ederse 2025’de bu rakamın 1 milyarı aşacağı belirtiliyor. Amerikan Enerji Bilgi İdaresi’ne göre günde 37 milyon varil petrol tüketimi yapılıyor ki bu şu anda üretilen petrolün yarısına eşit ve hava kirliliğin yarısına yakınını oluşturuyor. Araçlar çevreci olsun ya da olmasın çoğu ülkede ölüme ve fiziksel hasara yol açan en önemli etmenlerden birisi olarak kabul ediliyor. Her sene 1 milyondan fazla kişi araç kazalarında yaşamını kaybederken bunun herhangi bir savaştaki kayıpların dört katına tekabül ettiği belirtiliyor. 10-15 milyon kişinin de sakat kaldığı ve sayısız sokak hayvanının da zarar gördüğü düşünüldüğünde korkunç boyutlara doğru gidiyor.
Yazının devamı için lütfen tıklayınız.

2 Ağustos 2012 Perşembe

Karbon Ayak İzini Silen Meyve Suyu – FOUND


Bundan önceki yazılarımda karbon ayak izinden bahsetmiştim ama kısaca özetlemek gerekirse karbon ayak izi insanların veya kurumların doğaya saldığı sera gazlarının genel toplam içindeki payıdır. Piyasaya yeni ürün süren şirketler tüketicilerin çevreci ürünler alma eğiliminde olduğunu fark ettiklerinden yeşil ürünlere ve yeşil pazarlama konusuna ağırlık vermiş durumdalar. Son zamanlarda Starbucks’a gittiyseniz belki Found marka meyve suları gözünüze çarpmıştır. Devamı için lütfen tıklayınız.

22 Temmuz 2012 Pazar

Sizin Hala Çevreci iPhone Hoparlörünüz Yok mu?


Eco-made 2012 yılında çevreyle dost ürünler üretmek amacıyla Los Angeles’da kuruldu. Şirket tasarım ve üretim sürecinin çevre üzerinde minimum etkisinin olmasını, %100 geri dönüştürülmüş veya dönüştürülebilen maddelerle hiçbir şeyi ziyan etmeden üretim yapmayı ve denizaşırı ülkelerde üretim yapmak yerine sadece Los Angeles’da olan üreticiler ile çalışmayı önceliğine almış. Devamı için lütfen tıklayınız.

5 Haziran 2012 Salı

Upcycling ve Recycling Yöntemleriyle Yapılan Örnek Bir Çalışma


Bugüne kadar birçok yerde recycling (geri dönüşüm) kavramını sıkça duyduk. Peki upcycling kavramını hiç duymuş muydunuz? Upcycling geri dönüşümü güç olan maddeleri, yeniden kullanılabilir, orijinal ve çevre dostu ürünler haline dönüştürmek anlamına geliyor. Recycling ise geri dönüştürülebilir atık malzemelerin çeşitli geri dönüşüm yöntemleri ile hammadde olarak tekrar imalat süreçlerine kazandırılmasıdır. Tüketilen maddelerin yeniden geri dönüşüm halkası içine katılabilmesi ile öncelikle hammadde ihtiyacı azalır. Böylece insan nüfusunun artışı ile paralel olarak artan tüketimin doğal dengeyi bozması ve doğaya verilen zarar engellenmiş olur. Bununla birlikte yeniden dönüştürülebilen maddelerin tekrar hammadde olarak kullanılması büyük miktarda enerji tasarrufunu mümkün kılar. Devamı için lütfen tıklayınız.

20 Mart 2012 Salı

31.03.2012 – Earth Hour Etkinliğine Hepiniz Davetlisiniz!


Son dönemin en çok konularından birisi de şüphesiz küresel ısınma. Bilim adamlarının açıklamalarına göre eğer insanlar kıt kaynakları bu şekilde kullanmaya devam ederse yakında büyük göçlere, ülkeler arası su savaşlarına, tarım alanında sıkıntılara şahit olacağız. Son zamanlarda iş yapış şekilleri, tüketim alışkanlıkları ve yaşam tarzı değişiyor, yeşil pazarlama uygulamaları kendisini her yerde göstermeye başlıyor. Önlem alınmadığı takdirde büyük sıkıntılarla karşılaşılacağı için çoğu çevre vakıfları, dernekler, kurumlar ve şirketler insanları küresel ısınma konusunda bilinçlendirmeye çalışıyor. Bunlardan bir tanesi de dünya’nın belli başlı metropol kentlerinde bir saat süreyle elektrik kullanmayarak küresel ısınmaya dikkat çeken Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF)’nın girişimiyle başlatılan Earth Hour adlı etkinlik.   Devamı için lütfen tıklayınız

5 Mart 2012 Pazartesi

www.muraterdor.com




Merhaba,

Dürüst olmak gerekirse 8 ay gibi kısa bir sürede her hafta aksatmadan yazdığım yazıların bu denli dikkat çekeceğini hiç düşünmemiştim. Farklı işlere sahip, farklı üniversitelerde okuyan, farklı alışkanlıkları olan bir çok kesimden güzel tepkiler almak beni inanılmaz mutlu etti. Bu ilginin artmasından dolayı daha profesyonel bir sayfada yer almaya karar verdim ve 1 Mart 2012 itibariyle yeni yazılarımı  www.muraterdor.com adresinde yazmaya başladım.

Yeşil pazarlama, sürdürülebilirlilik, çevre sorunları, satış ve pazarlama teknikleri, mobil pazarlama,  sosyal medya, müşteri ilişkileri, müşteri memnuniyeti, kariyer planlama, marka, telemarketing konularıyla ilgili yazılarıma www.muraterdor.com adresinden ulaşabilir, verdiğim eğitimlerle ilgili bilgileri görebilirsiniz.

Blog sayfamda kısa sürede inanılmaz okunma rakamlarına ulaşmama ve yorumlarıyla katkıda bulunan herkese sonsuz teşekkürler.

Bilgi paylaştıkça güzel ...
Murat Erdör

15 Şubat 2012 Çarşamba

Yeşil Pazarlamanın Yarattığı Yeşil Yakalılar


Son dönemde artan bilinçten dolayı artık çevre ile ilgili konular medyada daha fazla yer almakta, çevreyle ilgili faaliyetler yaygınlaşmakta ve tüketicilerde bundan dolayı çevre dostu ürünleri almaktadırlar. Bu sebepten ötürü yeşil pazarlama günümüz iş dünyasında yerini almış ve gözüken o ki uzun yıllar hayatımızda kalacaktır. Yeşil pazarlamanın kapsamı çok geniş ama özetlersek tüketicilerin ihtiyaç ve isteklerini yerine getirirken işletmenin de hedeflerine ulaşmasını sağlayacak doğa ile dost ürünlerin tasarlanmasından, ürünün kullanım sonrasına kadar uzanan süreçleri planlayan ve yöneten pazarlama faaliyetleridir.



Yeşil pazarlama faaliyetleri yaygınlaştıkça yeşil yakalı mesleklerde artmaya başlamıştır. Yeşil işler çevresel tehditleri gidermeye veya azaltmaya çalışan işler için tanımlanırken bu sektörde çalışan kişiler içinde yeşil yakalılar tabiri kullanılıyor. Dünya’da yeşil yakalı diye tabir edilen çalışan sayısı  yüzbinler civarındayken ülkemizde çevre ile ilgili işler yeni yaygınlaşmaya başlamış, sürdürülebilir kalkınmanın farkına varan şirketlerin yaptıkları yatırımlar sayesinde yeşil yakalıların sayısı artmaya başlamıştır. Ülkemizde yenilenebilir enerji, organik tarım, yalıtım sektörü gibi sektörlerde çalışanlar artarken  çevreyle ilgilenen her türlü meslek grubu gözde hale gelmiştir. Çevre ile ilgil çalışan mühendisler, danışmanlar, mimarlar, avukatlar, eğitmenler başta olmak üzere yeşil ile ilgilenen her meslek dalından insanlara olan talep artmaya başlamıştır. Bu kişilere ek olarak LEED, CDP, ISO 14001, OHSAS 18001 gibi prestijli yeşil sertifikaları şirketlerine almak için uğraşan uzmanlar, televizyonda çevre programı yapanlar, yeşil ürün üreten kişiler, şirketlerin çevre duyarlılığını sosyal sorumluluk projesi olarak sunanlar, atık yönetimi konusunda uzman olanlar, şirketlerine yeşil lojistiği uygulayıp çevreye daha az zarar verenler, şirketlerin dünyaya verdiği zarar olarak tabir edilen karbon ayak izini silmek için çalışmalar yürütenler, yeşil tasarım ile uğraşanlar, sadece çevreyi daha az kirleten ve çevreyle ilgili bir takım prosedürlere uyacaklarını taahhüt eden firmalara düşük faizle banka kredisi veren finans kuruluşu çalışanları kısacası doğadan aldığımızı doğaya geri vermek için çaba sarfedip bu alanda birşeyler üreten ve çalışan herkesi yeşil yakalı olarak düşünebiliriz.


Özetlemek gerekirse devletin çevreyle ilgili yapacağı uygulamalar, özel sektörün vereceği destekler, ilkokul çağından itibaren çevre ile ilgili derslerin verilmesi  ve yoğun olarak yapılacak bilinçlendirme çalışmaları sayesinde çevreye daha fazla önem verilecek ve yeşil yakalı meslekler çok daha ön planda olacaktır.

8 Şubat 2012 Çarşamba

Başarılı Yeşil Pazarlama Uygulamaları

Gerçek anlamdaki yeşil pazarlama uygulamalarının şu özelliklere sahip olması beklenir.


1) Tüketici Odaklılık
Yeşil pazarlama stratejileri oluşturulurken tüketicilerin istekleri, ihtiyaçları, tutumları, bilgi düzeyleri başlangıç noktası olarak alınmalıdır. Bundan sonra da şirketin diğer pay sahiplerinin ihtiyaçları araştırılmalı ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurulmalıdır.

2) Uzun Vadeli Bakış Açısına Sahip Olma
Pek çok yeşil teknolojinin ticari olarak uygulanmamasının sebebi konvansiyonel ürünlere göre yatırım maliyetlerinin geri dönüş süresinin daha uzun olmasıdır. Sürdürülebilirlik kavramının pazarlamacıların önüne çıkardığı en büyük zorluk budur; sürdürülebilir pazarlama stratejileri uygulamak isteyen pazarlamacılar tüketicinin şimdiki gereksinimlerini karşılamaya çalışırken bir yandan da gelecekteki tüketiciler için sağlayacağı faydaları göz önünde bulundurmak zorundadırlar.

3) Şirketin Tüm Birimlerinin Uygulamaya Dahil Olması
Tedarik zinciri aşamasından başlayarak üretim ve dağıtım süreçlerine etki eden tüm faaliyetlerde ekolojik performansın gözönünde bulundurulması ve bütünsel bir yönetim yaklaşımının benimsenmesi gerekmektedir. Yeşil ürünlerin hedef tüketici kitlesindeki tüketicilerin değerlerine göre konumlanması ve yeniliklerde tüketici ihtiyaçlarının dikkate alınması ve en doğru şekilde anlaşılması önemlidir.

4) Yenilikçi Olması
Yenilikçilik sadece ürün ve üretim süreçlerinde kullanılan teknolojilerde yenilikçilik olarak algılanmamalıdır. Pazar yapılarında ve destek hizmetlerinde de yenilikçi olunabilinir. Tüketicileri, ihtiyaçlarını ürünlere sahip olarak değil, kiralayarak gidermeleri yönünde teşvik etmek, ürünlerin satış sonrası bakım hizmeti ile daha uzun ömürlü olmasını sağlamak hem tüketici ihtiyaçlarını etkili bir şekilde karşılayacak hem de çevre koşullarının iyileşmesine katkıda bulunacak yeniliklere birer örnek olarak kabul edilebilinir.

31 Ocak 2012 Salı

Başarısız Yeşil Pazarlama Uygulamaları - 6



Aldatıcı yeşil pazarlama yaklaşımı da başarısız yeşil pazarlama uygulamasına bir örnektir. Bazı şirketlerin sadece çevreyle ilgili kanunları uyguladıkları ve denetim organlarının standartlarına uygun hareket ettikleri için yeşil pazarlama uyguladıklarını iddia etmeleri sık karşılaşılan bir durumdur. Örneğin kullanımı yasaklanmış kloroflorokarbon gazını kullanmadıklarını bir tüketici faydası olarak pazara duyuran firmalar ya da bir Amerikan şirketinin bütün ilgili çevreci yasalara riayet ettiği için kendisini “mükemmel çevrecilik” ödülüne aday göstermesi bu tür bir durumu anlatmaktadır.


Ancak bundan daha da vahim bir durum bazı firmaların aynı anda hem çevreci değişim baskılarına aktif olarak yanıt vermeleri, hem de çevreyle ilgili hukuki yaptırımların artırılmasını engellemeye çalışmalarıdır. Örneğin bazı otomotiv şirketleri bir yandan çevreye daha az zarar verecek araba modelleri tasarlarken bir yandan da denetim organları üzerinde lobi faaliyetleri ile etki kurarak sera etkisi yaratan gaz ölçümlerinin daha katı standartlarla yapılmasını engellemeye çalışmışlardır. Fakat medya ve çeşitli baskı grupları bu ikiyüzlü yaklaşımı anlayıp ortaya çıkarmakta gecikmemiştir. Bu tür yaklaşımların sürdürülebilirlik adına ciddi bir mesafe kat edilmesini sağlamayacağı açıktır.

24 Ocak 2012 Salı

Başarısız Yeşil Pazarlama Uygulamaları – 5


Tüketicilerin gerçek istek ve ihtiyaçlarının dikkate alınmaması da yeşil pazarlama çalışmalarının başarısızlıkta sonuçlanmasına sebep olmuştur. “Çevreci – girişimci” pazarlama olarak adlandırılan bu yaklaşım da yeşil pazarlama uygulamalarında yapılan hatalardan biridir. Pazara hızlı bir şekilde yeşil ürünler sunabilme çabası içinde olan şirketler, pazarlama uygulamalarındaki temel odak nokta olması gereken tüketiciyi ve tüketicinin gerçek istek ve ihtiyaçlarını öğrenmeyi ve anlamayı unutma yanılgısına düşmüşlerdi. Bu hataya düşmelerinde pek çok pazar araştırma sonuçlarının tüketicinin yeşil ürünleri satın alma konusunda hazır ve istekli olduğunu göstermesinin de rolü vardı. Bu anlamda çevreci-girişimciler pazarın istekleri doğrultusunda, yeşil ürünler üreterek doğru bir şey yaptıklarını düşündüler ancak atladıkları üç temel nokta vardı. Bu pazar araştırmalarının genelde varsayımlara dayalı sorularla yapılmış olması, çevreyle ilgili belirli konuların pazarı belli yeşil ürünlere çekip çekmeyeceğini ölçmemek ve şirketlerden çok azının ürünlerini pazara sunmadan önce ürüne özel bir pazar araştırması yaptırmış olmaları, tüketicilerin ne gibi ürün özelliklerine önem verdiklerini ve ne tür bir pazarlama yaklaşımına olumlu tepki vereceklerini şirketlerin bilmelerine imkan vermemiştir.

Sadece çevreyle ilgili bir avantaj sunan bir ürün pazarın sadece en “koyu yeşil” nişine hitap etmektedir ve tüketicilerin çok büyük bir bölümüne çekici gelecek başka bir sunuma sahip değildir. Tüketicilerin çok büyük bir bölümü çevre dostu ürün kullanmanın sağlayacağı faydaları sorgulamaktadır. Pratikte, “yeşil” olma özelliği, pazarı oluşturan tüketici kitlesinin tümüne ulaşabilmek için yeterli değildir. Yeşil olmanın yanı sıra, düşük maliyetli olmak ya da piyasadaki diğer konvansiyonel ürünlere göre daha iyi ürün performansına sahip olmak gibi sunumlarda bulunmayan ürünlerin pazarda başarılı olması mümkün görülmemektedir. Kısacası, yeşil pazarlama miyopisini engellemek için, pazarlamacıların çevre dostu ürün üretiminin ötesinde, tüketici istek ve ihtiyaçlarını karşılamayı hedeflemeleri gerekmektedir.

18 Ocak 2012 Çarşamba

Başarısız Yeşil Pazarlama Uygulamaları - 4

Yeşil Pazarlama çalışmalarının başarısız olma sebeplerinden birisi de niş pazar hedefli bir strateji uygulanmasıydı. Yeşil pazarlamayla ilgilenen şirketlerin tümü birden satışları patlatmak amacını gütmeseler de kısa dönemde karlılığın arttırılması pek çoğu için temel hedef durumundaydı. Çevrecilik alanındaki uygulamaların maliyet tasarrufu sağladığı anlaşıldığında pek çok pazarlamacı yeşil pazarlama süreçlerine ilgi duymaya başladı. Enerji ve ham madde tasarrufu sağlanması, ambalaj malzemesinde azaltmaya gidilmesi, lojistik faaliyetlerinin yeniden düzenlenmesi gibi uygulamalar pek çok şirketi çevreci programlar hazırlamaya teşvik edici bir rol oynadılar. Ancak üretim ve dağıtım maliyetlerindeki bu azalma, tüketiciye yansıtılmadı. Tam tersine yeşil ürünler her zaman konvansiyonel ürünlere göre daha yüksek fiyatlı ürünler olarak pazara sunuldular. Bu durum bazen üretim maliyetlerinin yüksek oluşundan kaynaklansa da, bazı durumlarda yüksek gelirli, niş bir pazar bölümünü hedefleyen bir fiyat stratejisi olarak kullanıldı. Sebebi ne olursa olsun, yeşil ürünlerin pahalı ürünler olarak algılanması, bu ürünlerin pazara nüfuzunu olumsuz yönde etkiledi.

Yeşil pazarlamanın kısa dönemli maliyet tasarrufu sağlama ve kar arttırma avantajlarını kullanan şirketler, sürdürülebilirlik konusunda daha fazla ilerlemenin kendileri için radikal yönetim değişiklikleri gerektiren, sonuçlarını ancak orta ve uzun vadede alabilecekleri, kısa vadede ise maliyetleri artırıcı bir yatırım olacağını düşündüler. Bu zihniyetteki, kısa vadede finansal başarı odaklı şirketlerde yatırımın kısa vadede geri dönüşümüne önem verildiğinden ve pazar araştırmalarının da yeşil tüketime ilginin azaldığını göstermesi üzerine, yeşil pazarlamaya geçiş için daha ciddi adımlar atma seçeneği giderek daha az tercih edilen bir seçenek haline dönüştü.

10 Ocak 2012 Salı

Başarısız Yeşil Pazarlama Uygulamaları - 3

Satış odaklılık yeşil pazarlama çalışmalarının başarızlıkla sonuçlanmasına yol açmış bir başka etmendir. 1990’larda yapılan pek çok pazar araştırmasında tüketicilerin çevreyle ilgili konulardaki endişelerinin arttığının belirlenmesi üzerine oluşan yaygın kanı, yeşil ürünün pazarda iyi bir satış performansı sergileyeceği yönündeydi. Bunun üzerine pek çok şirket hızla pazarlama iletişiminde kullandıkları mesajları değiştirerek tutundurma faaliyetlerinde çevreci bir söylem benimsemeye başladılar. Hiçbir ürün geliştirme faaliyetine girişmeden ve tüketicilerin gerçek istek ve ihtiyaçlarını anlama gayreti göstermeden, mevcut ürünlerinde bazı çevre dostu özellikler belirleyip bunları tutundurma faaliyetleri ile öne çıkararak satışları arttırma çabasına girdiler. Pazarlama departmanları ürünlerinde ve üretim süreçlerinde çevre için olumlu kabul edilebilecek ya da en azından olumsuz olmayan bir uygulama bulabilmek için yoğun çaba harcıyorlardı. Bu durum tüketicinin çevreyle ilgili duyarlılığına karşı son derece fırsatçı bir yaklaşımdı ve bu bakış açısının gerçeği yansıtmadığı ve şüphe uyandırıcı olduğu için tüketici grupları ve otoriteler tarafından tepkiyle karşılanması şaşırtıcı değildi.

Yanıltıcı ve ispatlanamayan yeşil olma iddiaları, satışları hiç de beklenildiği gibi patlatmadı tam tersine tüketicilerin yeşil ürünlere karşı giderek daha fazla güvensizlik duymalarına sebep oldu. Bu durumun farkına varan şirketler ve tedarikçileri tüketicinin güvenini yeniden kazanabilmek için iddialarını bağımsız bir otoriteye, bir sertifikasyon kuruluşuna onaylatma çabasına girdiler. Ancak bu kez de ortaya farklı çevreci faydalara farklı onaylar ve sertifikalar veren ve bunları farklı logolar kullanarak belirten pek çok sertifikasyon kuruluşu çıktı ve bu durum tüketicinin kafasını daha da karıştırdı.

Bu satış odaklı yaklaşımın bir pazarlama stratejisi olarak algılanması ve bu yöndeki uygulamalar yeşil pazarlama kavramına çok büyük zararlar vermiştir. Tüketicinin yeşil olma iddialarına karşı güvensizliği halen devam etmektedir. Bu nedenle pek çok şirket de tüketicinin olumsuz algılamalarından çekinerek çevreciliğe dayalı bir konumlama yapmaktan kaçınmaktadır. Ürünleri çevreyle uyumlu özellikler de taşısa, çevrecilik pek çok şirket için artık sadece verimsiz bir pazarlama stratejisi durumundadır.

3 Ocak 2012 Salı

Başarısız Yeşil Pazarlama Uygulamaları - 2



Yeşil Pazarlama uygulamalarında başarısızlığa sebep olan sebeplerden birisi de çevreciliğin sadece halkla ilişkiler faaliyeti olarak yürütülmesidir. Çevre kirliliğine sebep olduğu için eleştiriye hedef olan ve yeşil pazarlama uygulamalarına yer verdiğini iddia eden şirketler, hedef oldukları bu eleştiriler yanıt olarak basın bültenleri, broşürler, lobi faaliyetleri gibi çeşitli halkla ilişkiler etkinlikleri ile tüketiciyi ikna etmek ve kendileri ile ilgili olumsuz algıları ortadan kaldırmak çabasına girmişlerdir. Bu şirketler yeşil pazarlamayı bir halkla ilişkiler fonksiyonu olarak görmüş, ürün, üretim şekli ve süreçler üzerinde herhangi bir değişiklik yapmadan ve bütünsel yaklaşımdan uzak bir şekilde sadece belli bir departmanın faaliyetleri ile sınırlı olarak yürütülmeye başlamışlardır.

Bu yaklaşımın tüketici odaklı bir yaklaşım olmadığı açıktır. Bu şirketler çeşitli pay sahiplerinin önerilerini dinlemek yerine, kendileri ile ilgili iddiaları reddetmek ve tüketiciyi ters yönde ikna etmeye çalışmak çabası içine girmişlerdir. Ancak bunu yaparken günümüzde tüketicilerin kendilerine danışılmadan ya da kendilerinin dahi olmadan yapılan uygulamalarda, sadece şirketlerin iddialarına güvenerek kolay kolay ikna olmayacaklarını göz ardı etmişlerdir.


29 Aralık 2011 Perşembe

Başarısız Yeşil Pazarlama Uygulamaları - 1

Yeşil Pazarlama ile ilgili firmalar bazı faaliyetlerde bulunmuşlar ama bazı sebeplerden dolayı başarısız olmuşlardır. Bunlardan ilki Yeşil Pazarlama Miyopisi'dir, buna göre;

Pazarlamacılar ürünün yeşil ya da çevreyle uyumlu olma  özelliğine o kadar fazla odaklanmışlardır ki, tüketicinin daha geniş anlamda beklentilerini karşılama konusunda yetersiz kalmışlardır.


Whilpool

Whirlpool firması, 1994’de ilk  kloroflorokarbon içermeyen ve %30’un üzerinde enerji tasarrufu sağlayan buzdolabını üretti. Ancak ürünün pazar performansı beklenilenin tersine çok başarısızdı. Kloroflorokarbon içermeme ve enerji tasarrufu sağlama faydaları, 100$’dan 150$’a çıkan  fiyatın kabul görmesini sağlamadı.  Üstelik bu soğutucu arzu edilen diğer özelliklere de sahip değildi.






GM - EV-1

GM ve Ford elektrikle çalışan arabaları ile benzer bir deneyim yaşadılar. GM 1990’ların sonunda “EV-1” isimli modelini piyasaya çıkardı. Ford da 2000’lerin başında “Think Mobility” isimli modelini pazara sundu. Her iki araba üreticisi de bu yeni araçların pazar başarısından emin görünüyorlardı.



Ford - Think Mobility


Ancak tüketiciler sürekli şarj edilmesi gereken ve şarj edilme noktaları da çok az olan bu elektrikli araçların kullanımını pratik bulmadılar.  Ayrıca sürücülerin çoğu araba kullanma alışkanlılarında değişiklik yapmak istemiyorlardı. Sonuçta elektrikle çalışan araç üretme fikri rafa kaldırıldı ve bu araçlar piyasadan çekildi.


21 Aralık 2011 Çarşamba

Küresel Isınmanın Ekonomiye Maliyeti


İnsanların bazı faaliyetleri sonucunda meydana gelen ve sera gazları olarak nitelendirilen bazı gazların atmosferde yoğun bir şekilde artması sonucunda yeryüzüne yakın atmosfer tabakaları ile yeryüzü sıcaklığının yapay olarak artma sürecine küresel ısınma denmektedir.

Sadece ekolojik değil aynı zamanda politik, sağlık ve sosyo-ekonomik alanlarda da etkili çok önemli bir çevre problemi olan küresel ısınma yüzünden buzullar eriyecek, su seviyesi yükselecek, kuraklık başgösterecek, kum fırtınaları tarımı yok edecek, yiyecek sıkıntısı başlayacak ve insanlar uygun iklim koşullarında yaşama umuduyla farklı yerlere göç edecek. Kısacası hayat insanoğlu için tam bir kaos olacak.

The Stern Review'in 2006 yılında yayınladığı rapora göre eğer küresel ısınmanın neden oldugu riskler dikkate alınmazsa dünya 1930’lardan daha büyük bir ekonomik kriz yaşayacak ve bunun dünya ekonomisine maliyeti 7 trilyon USD civarında olacak.


13 Aralık 2011 Salı

Çevreyi Olumsuz Etkileyen Faktörler

Çevreyi olumsuz etkileyen faktörlere baktığımız ilk başta aşağıdaki beş madde akıllara gelir. 


1) Nüfus
Dünya nüfusu hızla artmakta, doğa zorlanmakta, daha çok yiyeceğe, suya ve havaya ihtiyaç duymaktadır, ayrıca artan insan sayısı oranında doğanın kendini yenileme gücü de o nispette azalmaktadır. Hızlı nüfus artışı sanayileşme ve tüketim artışıyla çevre sorunlarının artmasına ortam hazırlayan temel unsurlardan birisidir. Kaynakların aşırı kullanımına yol açarken, diğer yandan tüketimdeki artışla birlikte üretim ve tüketim süreçlerinde çevreye bırakılan atıkların fazlalaşmasına yol açmaktadır.

2) Üretim ve Tüketim
Yeryüzünün kaynakları tükenmeyecek kadar bol olsaydı değişik ürün ve hizmetlerin üretimi ve üretim hacmi sorun olmayacaktı. Çağdaş ekonomik düzeyde tüketim, artık zorunlu ihtiyaçlar yerine sorunlu olmayan hatta lüks sayılabilecek ihtiyaçları tatmin gayesine yönelmiş bulunmaktadır. Bu eğilim kaynak israfına ve çevre kirlenmesine yol açmaktadır. Üretim için kullanılan çevre kaynaklarının tüketiciye düşen fiyatı belirlenemediğinden yaratılan kirliliğin bedelini istemek kolay olmamaktadır.

3) Sanayileşme
Sanayileşme hayatımıza inanılmaz kolaylıklar ve yenilikler getirirken diğer yandan çok miktardaki kaynağın seferber edilmesine, daha uzunca bir süreç içinde daha çok sayıda işleme tabi tutulmasına ve daha genişçe bir alana dağıtılmasına, zararlı atık ve artıkların oluşmasına neden olmaktadır. Sanayileşme sürecine giren ve sanayileşme sürecini tamamlayan toplumlar bu gelişmeler sırasında tabiat ve doğal kaynakları bitmez tükenmez bir kaynak olarak kullanmışlardır. Ancak doğal kaynakların azaldığını, tabiatın kendini yenileme gücünün sınırlı olduklarını fark ettikleri zaman, hem sanayileşmeyi sürdürmek hem de doğal çevreyi koruyabilmek için önlemler aramaya başlamışlardır.

4) Teknoloji
Teknolojinin görevi toplumların daha rahat yaşamasını sağlamak, kaynakları en verimli şekilde kullanmak ve toplumun iş yükünü hafifletmektir. Fakat modern teknolojinin biçimlendirdiği dünyada, yine teknoloji tarafından birçok sorun meydana gelmiştir. Her teknolojik çalışmanın doğaya ve çevreye daha çok müdahale etmesi sonucunda, bir yandan kirlilik derecesi artmakta, bir yandan da çevre sorunları katlanarak fazlalaşmaktadır.

5) Ekonomi
Ekonominin temel gayesi uzun süre en çok miktarda ürün ve hizmet tüketimi anlamında refah düzeyinin yükseltilmesi olarak anlaşılmış refahın bazı asgari niteliklere sahip bir doğal çevre de gerektirdiği düşünülmemiştir. Önceleri refah göstergesi olarak ürün ve hizmet üretimi yeterli sayılmış, toplumların daha fazla ürün ürettikleri zaman daha mutlu olacaklarına inanılmıştır.

6 Aralık 2011 Salı

Yeşil Ürün ve Özellikleri


Çevreye duyarlı, doğayı kirletmeyen, doğal kaynakları bitirmeyen, geri dönüştürülebilen ya da muhafaza edilebilen ürünlere çevreci ürün veya yeşil ürün denmektedir. Greenwashing diye tabir edilen çevreci olmayan ürünlerin çevreciymiş gibi gösterilmesinden dolayı iyi niyetli tüketici yanlış satın almalara yönlendiriliyor, alışverişte gerçek yeşil ürünlerin etkisi yavaşlıyor, tüketiciler bu ürünlere inancını yitirebiliyor ve en önemlisi yavaş yavaş gelişmekte olan bu oluşum bir noktaya gelmeden bitiyor.


Yeşil ürün özelliklerine bakıldığında insan ya da hayvan sağlığı için tehlikeli olmama, imalat, kullanım ya da ortadan kaldırma boyunca çevreye zarar vermeme, aşırı miktarda enerji ve diğer kaynakları tüketmeme, fazla ambalaj ya da kısa yaşam süresi nedeni ile gereksiz çöpe neden olmama, gereksiz kullanım gerektirmeme, hayvanlara işkence yapılmama ve çevreye zarar verecek zararlı materyaller kullanılmama gibi maddeler ön plana çıkıyor. 


Bazı kişiler ürünlerin üzerindeki sertifikalarla tatmin olabiliyor ama çok daha bilinçli ve sorgulamayı seven tüketiciler çevreci ürünün üretim aşamasından marketlerdeki raflara gelene kadar olan süreçte doğanın en iyi şekilde korunduğunu bilmek istiyor. Yani üretildiği fabrikadaki koşulların çevreye zarar verip vermediği, buradaki atıkların iyi yönetilip yönetilmediği, son tüketiciyle buluşma anına kadar yapılan nakliyat işlemlerinin bile çevreci araçlarla yapılıp yapılmadığına dikkat ediyor.



Uluslararası büyük şirketler bu konuda hem kendi içlerinde yapılması gereken düzenlemeleri süratle yerine getiriyor hem de tedarik zincirini çevreci politikalar ve sürdürülebilir bir yapının üzerine kurmaya başlıyor. Bu tip büyük firmalarla çalışan ve bundan para kazanan tedarikçiler çevreyi korumaya yönelik konan kuralları uygulamaya başlıyor ve bu sayede büyük bir değişim başlıyor. Hammadde ve ambalaj sağlayan tedarikçinin her zaman denetlendiği, nakliyat işini yapan araçların temiz yakıt kullanıp daha az sera gazı emisyonunda bulunmaları, enerji sarfiyatı ve atık yönetimi konularında belli normların konulması sayesinde ürün raflara gelene kadar olabilecek en yeşil ortamlardan geçerek yeşil ürün olmayı hakediyor. 

Değişim sadece devlet, yerel belediyeler, sivil toplum kuruluşları tarafından olmamalı topyekün bir şekilde değişim için istekli olunmalı. Bu anlamda bir çok ülkede milyonlarca kişiye iş sağlayan uluslararası kuruluşların buna öncülük etmeleri gelecek için daha umutla bakmamıza sebep oluyor.

30 Kasım 2011 Çarşamba

Green Washing - Yeşile Boyama

Bir ürünün aslında yeşil olmayıp ‘yeşilmiş gibi’ sunulmasına ‘yeşile boyama’ veya ‘green washing’ diye adlandırılır.Yeşil pazarlama konusunda danışmanlık ve araştırma hizmetleri veren ABD’li Terrachoice adlı kuruluş 2008 yılında şirketlerin yeşile boyama konusunda kullandıklari altı önemli yolu açıkladı. Araştırma kapsamında 1028 adet ürün incelendi ve ürünlerin çevre konusunda 1753 iddiada bulunduklarını belirledi.

1028 üründen biri hariç hepsi yeşile boyanma suçundan en az birini işlemiş olduğu saptandı.

Yeşilmiş Gibi Yapma Yöntemleri

1) Çevreye olan bütünsel etki yerine tek bir özelliğe vurgu yapmak
Ürünün toplam çevresel etkisi yerine tek bir özellik vurgulanıyor ve ürün daha çok çevreci gibi gösteriliyor.

Örnek:
Kağıdın beyazlatılmasında klor kullanılmaması üretimi yapan fabrikanın çevreyi kirletmediği anlamına gelmiyor.
Üzerinde enerji tasarrufu yazan bir ampulün üretiminde atmosfere ne kadar Co2 salındığı bilinemiyor.

2) Kanıt göstermemek
Bir çevresel iddia destekleyici bilgi veya güvenilir bir belgelendirme sistemi aracalığıyla doğrulanamıyorsa şüpheyle yaklaşmak gerekir

Örnek:
Hayvanlar üzerinde test edilmediğini söyleyen kozmetik ürünleri, organik olduğunu öne süren yiyecekler veya enerji tasarruflu olduğunu öne süren ev eşyalarının iddialarını doğrulayacak kanıtları olması gerekmektedir.

3) Yanlış anlamalara yol açabilecek belirsiz ifadeler kullanmak
Çok zayıf ya da genel tanımlanmış her türlü çevresel iddia belirsizlik yaratıyor.

Örnek:
Ürünün ambalajına basılan “geri dönüşümlü” amblemi ürünün geri dönüştürülmüş malzemeden yapıldığını ifade ediyor ama malzemenin ne kadarının geri dönüşümlü olduğunu anlatmıyor.

4) Konu dışı çevresel iddialarda bulunmak
Tüketicinin tercih süresinde kafasını karıştırarak yanıltmak amacıyla kullanılıyor.

Örnek:
Ürünlerin üzerinde ozon tabakasına zarar veren kloroflorokarbon (CFCs) gazlarının kullanılmadığına dair ibarenin yer alması. Bunun bir geçerliliği yok çünkü bu tür gazların kullanımı yaklaşık 30 yıldır yasaklanmış durumda.

5) Yalan söylemek
Bazı şirketler ürünleriyle ilgili gerçek dışı iddiada bulunabiliyorlar.

Örnek:
Sertifikası olmadığı halde organik ibaresi olan ürünler, “Energy Star” sertifikasına sahip olduğunu öne süren ürünler, ambalajı tamamen plastik olduğu halde %100 geri dönüşümlü kağıttan üretildiğini iddia eden ürünler.

6) Kullanım alanı sorunlu ürünlerde çevreci iddialarda bulunmak
Bu tür çevresel iddialar doğru olmakla birlikte ürünün kendisi çevre ve inan sağlığı için sorun yarattığından aslında çok anlam taşımıyor.

Örnek:
Böcek ilaçlarının içinde bazı tarımsal uygulamalar için en çevre dostu olanı seçilebilir.Ancak tüketicilerin bu tür ilaçları kontrolsüz kullanımı zaten çevre için önemli bir tahribat yaratacağından en çevreci omanın bir anlamı kalmıyor.

22 Kasım 2011 Salı

Atık Yönetimi

Son yıllarda atık yönetimi kavramı ülkemizde çok önem kazandı. Artık bir çok şirketin ve belediyenin bu konuda daha dikkatli olduğunu gözlemliyoruz. Şirketler kullandıkları kağıtları toplayarak ekonomiye yeniden kazandırılmasına katkı sağlayarak binlerce ağacın kesilmesini engelliyor. Bunun yanısıra binlerce ton sera gazının atmosfere salınımını ve litrelerce suyun harcanmasını engellemiş de oluyorlar.  

Belediyeler ise çöplerin ayrıştırılması konusunda eskisine göre daha etkili ve verimli çalışmakta ve bundan enerji elde etmektedirler. Belediyeler plastik, kağıt, cam vs gibi ayrıştırmayı evlerde ve ofislerde insanlara daha ilk başta yaptırdıkları takdirde çok daha fazla verim alacaklarını ve kısa zaman içinde bununla ilgili de zorunlulukların getirileceğini belirtiyorlar. Yurtdışındaki sistemin ülkemizde de uygulanacak olması sevindirici bir gelişme, böylece hiç bir malzeme kaybolmadan yeniden dönüştürülebilecek ve ekonomiye daha büyük kazançlar sağlayacak.  



Atık yönetimi konusunda şirketlerin en temel düzeyde yapabileceği şeylerden ikisi iç süreçler geliştirerek atık malzeme miktarını azaltmaya çalışmak ya da atık malzemeyi iç kullanım için yeniden işlenebilir hale getirmektir. •BMW, ürettikleri otomobillerin kolayca sökülerek küçük parçalar haline getirilebileceğini ve bu parçaların başka otomobillerde kullanılabileceğini belirtmektedir. Geleceğin otomobili artık sadece motoru, rahatlığı, güvenliği, ekonomikliği ve yaygın servis ağıyla değerlendirilmeyecektir. Üreticiler olabildiğince geri dönüşümlü malzemeler kullanma gereksinimleri duyacaklardır. 

Bu arada belirtmek gerekir ki çöp toplayıcıları da aslında atık yönetimi konusunda muazzam önemli bir iş yapmaktadır. Her gün çöplerden toplayıp ayrıştırdıkları malzemeleri akşamları belirli yerlere teslim ediyorlar ve senede 2 milyon TL değerinde atık topluyorlar.

Aşağıdaki rakamlara bakarsanız atık yönetiminin ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlarsınız;

1.1 milyar TL: Çöpe atılıp geri dönüştürülemeyen ekonomik değer
1,000 $: Bir ton kağıt geri kazanıldığında ithalattan tasarruf edilen rakam
5 milyon TL: Her gün kağıt, metal, cam, plastik, ahşap gibi malzemelerden doğan atık üretimi
 

15 Kasım 2011 Salı

Yeşil Tüketici Kimdir?


Bir seminerde salonda bulunanlara yeşil tüketici kimdir diye sorduğumda bana herkes garip garip bakmış, hatta "tüketici dediğin bensem nasıl yeşil olunuyor, yoksa bu da pazarlama gurularının uydurduğu yeni bir kavram mı?" diye sormayı da ihmal etmemişlerdi.

Yeşil tüketici çevreyi koruma işinin sadece hükümete, iş çevrelerine, çevrecilere ve bilim adamlarına bırakılamayacağını ve kendisinin de sorumluluk taşıdığını düşünen kişidir. Yani sadece "çevreyi koruyalım, çevre önemlidir, yarınlara güzel bir gelecek bırakalım" diye düşünmüyor aynı zamanda bunu pratikte de gösteriyor. Ne mi yapıyor? Satın alma tercihleriyle çevreci ürünleri alıp bunu piyasaya süren firmaları ödüllendiriyor ve yeni bir pazar yaratıyor.

İnsanlar doğayı koruyan ve geri dönüşümü olan, çevreye minimum zarar veren, yaptığı sosyal sorumluluk projesiyle doğadan aldığını gene doğaya vermeye çalışan ürünleri almaya başladıkça da yeşil ürün üreten şirket sayısı artıyor. Bir çok firma belki sırf ticari kaygıdan dolayı çevreyle uyumlu ürünler üretmeye başlıyor ama çevre bilincinin herkeste bir anda oluşmasını beklemek hayal olurdu zaten. Eminim ilk etapta para kazanmak için yeşil ürün üreten firmalarda zamanla çevreye daha fazla önem verecek ve geleceğe umutlu bakabilmemiz için gereken faaliyetlere de başlayacaklardır. Zaten firmalar bu sürece girmezler ve yeşil ürünün sadece üzerine etiket konarak çevreyi koruduğunu düşünürlerse tüketici bunu anlayacak ve o firmadan bir daha alışveriş yapmayacaktır. 

Özetlersek yeşil tüketici aşağıda belirtilen ürünlerden kaçınma eğilimindedir;
•

İnsan ve diğer canlıların sağlığı için tehlikeli
Üretimi, kullanımı ve ortadan kaldırılmasında çevreye önemli zararları olan
Oransız olarak büyük miktarlarda kaynakların tüketimine yol açan
Çok fazla paketleme nedeniyle gereksiz atığa sebep olan
Tehlikeli çevrelerden çıkarılan malzemelerin kullanılmış olduğu
Hayvanların işkence görmesine yol açan

Bir gün hepimizin Yeşil Tüketici olması dileğiyle ....