Eco-made 2012 yılında çevreyle dost ürünler üretmek amacıyla Los Angeles’da kuruldu. Şirket tasarım ve üretim sürecinin çevre üzerinde minimum etkisinin olmasını, %100 geri dönüştürülmüş veya dönüştürülebilen maddelerle hiçbir şeyi ziyan etmeden üretim yapmayı ve denizaşırı ülkelerde üretim yapmak yerine sadece Los Angeles’da olan üreticiler ile çalışmayı önceliğine almış. Devamı için lütfen tıklayınız.
Yeşil pazarlama, sürdürülebilirlilik, çevre ile ilgili yazılarımı 1 Mart 2012 itibariyle www.muraterdor.com adresinden takip edebilirsiniz.
yeşil ürün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeşil ürün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Temmuz 2012 Pazar
15 Şubat 2012 Çarşamba
Yeşil Pazarlamanın Yarattığı Yeşil Yakalılar
Son dönemde artan bilinçten dolayı artık çevre ile ilgili konular medyada daha fazla yer almakta, çevreyle ilgili faaliyetler yaygınlaşmakta ve tüketicilerde bundan dolayı çevre dostu ürünleri almaktadırlar. Bu sebepten ötürü yeşil pazarlama günümüz iş dünyasında yerini almış ve gözüken o ki uzun yıllar hayatımızda kalacaktır. Yeşil pazarlamanın kapsamı çok geniş ama özetlersek tüketicilerin ihtiyaç ve isteklerini yerine getirirken işletmenin de hedeflerine ulaşmasını sağlayacak doğa ile dost ürünlerin tasarlanmasından, ürünün kullanım sonrasına kadar uzanan süreçleri planlayan ve yöneten pazarlama faaliyetleridir.
Yeşil pazarlama faaliyetleri yaygınlaştıkça yeşil yakalı mesleklerde artmaya başlamıştır. Yeşil işler çevresel tehditleri gidermeye veya azaltmaya çalışan işler için tanımlanırken bu sektörde çalışan kişiler içinde yeşil yakalılar tabiri kullanılıyor. Dünya’da yeşil yakalı diye tabir edilen çalışan sayısı yüzbinler civarındayken ülkemizde çevre ile ilgili işler yeni yaygınlaşmaya başlamış, sürdürülebilir kalkınmanın farkına varan şirketlerin yaptıkları yatırımlar sayesinde yeşil yakalıların sayısı artmaya başlamıştır. Ülkemizde yenilenebilir enerji, organik tarım, yalıtım sektörü gibi sektörlerde çalışanlar artarken çevreyle ilgilenen her türlü meslek grubu gözde hale gelmiştir. Çevre ile ilgil çalışan mühendisler, danışmanlar, mimarlar, avukatlar, eğitmenler başta olmak üzere yeşil ile ilgilenen her meslek dalından insanlara olan talep artmaya başlamıştır. Bu kişilere ek olarak LEED, CDP, ISO 14001, OHSAS 18001 gibi prestijli yeşil sertifikaları şirketlerine almak için uğraşan uzmanlar, televizyonda çevre programı yapanlar, yeşil ürün üreten kişiler, şirketlerin çevre duyarlılığını sosyal sorumluluk projesi olarak sunanlar, atık yönetimi konusunda uzman olanlar, şirketlerine yeşil lojistiği uygulayıp çevreye daha az zarar verenler, şirketlerin dünyaya verdiği zarar olarak tabir edilen karbon ayak izini silmek için çalışmalar yürütenler, yeşil tasarım ile uğraşanlar, sadece çevreyi daha az kirleten ve çevreyle ilgili bir takım prosedürlere uyacaklarını taahhüt eden firmalara düşük faizle banka kredisi veren finans kuruluşu çalışanları kısacası doğadan aldığımızı doğaya geri vermek için çaba sarfedip bu alanda birşeyler üreten ve çalışan herkesi yeşil yakalı olarak düşünebiliriz.
Özetlemek gerekirse devletin çevreyle ilgili yapacağı uygulamalar, özel sektörün vereceği destekler, ilkokul çağından itibaren çevre ile ilgili derslerin verilmesi ve yoğun olarak yapılacak bilinçlendirme çalışmaları sayesinde çevreye daha fazla önem verilecek ve yeşil yakalı meslekler çok daha ön planda olacaktır.
18 Ocak 2012 Çarşamba
Başarısız Yeşil Pazarlama Uygulamaları - 4
Yeşil Pazarlama çalışmalarının başarısız olma sebeplerinden birisi de niş pazar hedefli bir strateji uygulanmasıydı. Yeşil pazarlamayla ilgilenen şirketlerin tümü birden satışları patlatmak amacını gütmeseler de kısa dönemde karlılığın arttırılması pek çoğu için temel hedef durumundaydı. Çevrecilik alanındaki uygulamaların maliyet tasarrufu sağladığı anlaşıldığında pek çok pazarlamacı yeşil pazarlama süreçlerine ilgi duymaya başladı. Enerji ve ham madde tasarrufu sağlanması, ambalaj malzemesinde azaltmaya gidilmesi, lojistik faaliyetlerinin yeniden düzenlenmesi gibi uygulamalar pek çok şirketi çevreci programlar hazırlamaya teşvik edici bir rol oynadılar. Ancak üretim ve dağıtım maliyetlerindeki bu azalma, tüketiciye yansıtılmadı. Tam tersine yeşil ürünler her zaman konvansiyonel ürünlere göre daha yüksek fiyatlı ürünler olarak pazara sunuldular. Bu durum bazen üretim maliyetlerinin yüksek oluşundan kaynaklansa da, bazı durumlarda yüksek gelirli, niş bir pazar bölümünü hedefleyen bir fiyat stratejisi olarak kullanıldı. Sebebi ne olursa olsun, yeşil ürünlerin pahalı ürünler olarak algılanması, bu ürünlerin pazara nüfuzunu olumsuz yönde etkiledi.
Yeşil pazarlamanın kısa dönemli maliyet tasarrufu sağlama ve kar arttırma avantajlarını kullanan şirketler, sürdürülebilirlik konusunda daha fazla ilerlemenin kendileri için radikal yönetim değişiklikleri gerektiren, sonuçlarını ancak orta ve uzun vadede alabilecekleri, kısa vadede ise maliyetleri artırıcı bir yatırım olacağını düşündüler. Bu zihniyetteki, kısa vadede finansal başarı odaklı şirketlerde yatırımın kısa vadede geri dönüşümüne önem verildiğinden ve pazar araştırmalarının da yeşil tüketime ilginin azaldığını göstermesi üzerine, yeşil pazarlamaya geçiş için daha ciddi adımlar atma seçeneği giderek daha az tercih edilen bir seçenek haline dönüştü.
10 Ocak 2012 Salı
Başarısız Yeşil Pazarlama Uygulamaları - 3
Satış odaklılık yeşil pazarlama çalışmalarının başarızlıkla sonuçlanmasına yol açmış bir başka etmendir. 1990’larda yapılan pek çok pazar araştırmasında tüketicilerin çevreyle ilgili konulardaki endişelerinin arttığının belirlenmesi üzerine oluşan yaygın kanı, yeşil ürünün pazarda iyi bir satış performansı sergileyeceği yönündeydi. Bunun üzerine pek çok şirket hızla pazarlama iletişiminde kullandıkları mesajları değiştirerek tutundurma faaliyetlerinde çevreci bir söylem benimsemeye başladılar. Hiçbir ürün geliştirme faaliyetine girişmeden ve tüketicilerin gerçek istek ve ihtiyaçlarını anlama gayreti göstermeden, mevcut ürünlerinde bazı çevre dostu özellikler belirleyip bunları tutundurma faaliyetleri ile öne çıkararak satışları arttırma çabasına girdiler. Pazarlama departmanları ürünlerinde ve üretim süreçlerinde çevre için olumlu kabul edilebilecek ya da en azından olumsuz olmayan bir uygulama bulabilmek için yoğun çaba harcıyorlardı. Bu durum tüketicinin çevreyle ilgili duyarlılığına karşı son derece fırsatçı bir yaklaşımdı ve bu bakış açısının gerçeği yansıtmadığı ve şüphe uyandırıcı olduğu için tüketici grupları ve otoriteler tarafından tepkiyle karşılanması şaşırtıcı değildi.
Yanıltıcı ve ispatlanamayan yeşil olma iddiaları, satışları hiç de beklenildiği gibi patlatmadı tam tersine tüketicilerin yeşil ürünlere karşı giderek daha fazla güvensizlik duymalarına sebep oldu. Bu durumun farkına varan şirketler ve tedarikçileri tüketicinin güvenini yeniden kazanabilmek için iddialarını bağımsız bir otoriteye, bir sertifikasyon kuruluşuna onaylatma çabasına girdiler. Ancak bu kez de ortaya farklı çevreci faydalara farklı onaylar ve sertifikalar veren ve bunları farklı logolar kullanarak belirten pek çok sertifikasyon kuruluşu çıktı ve bu durum tüketicinin kafasını daha da karıştırdı.
Bu satış odaklı yaklaşımın bir pazarlama stratejisi olarak algılanması ve bu yöndeki uygulamalar yeşil pazarlama kavramına çok büyük zararlar vermiştir. Tüketicinin yeşil olma iddialarına karşı güvensizliği halen devam etmektedir. Bu nedenle pek çok şirket de tüketicinin olumsuz algılamalarından çekinerek çevreciliğe dayalı bir konumlama yapmaktan kaçınmaktadır. Ürünleri çevreyle uyumlu özellikler de taşısa, çevrecilik pek çok şirket için artık sadece verimsiz bir pazarlama stratejisi durumundadır.
6 Aralık 2011 Salı
Yeşil Ürün ve Özellikleri
Çevreye duyarlı, doğayı kirletmeyen, doğal kaynakları bitirmeyen, geri dönüştürülebilen ya da muhafaza edilebilen ürünlere çevreci ürün veya yeşil ürün denmektedir. Greenwashing diye tabir edilen çevreci olmayan ürünlerin çevreciymiş gibi gösterilmesinden dolayı iyi niyetli tüketici yanlış satın almalara yönlendiriliyor, alışverişte gerçek yeşil ürünlerin etkisi yavaşlıyor, tüketiciler bu ürünlere inancını yitirebiliyor ve en önemlisi yavaş yavaş gelişmekte olan bu oluşum bir noktaya gelmeden bitiyor.
Yeşil ürün özelliklerine bakıldığında insan ya da hayvan sağlığı için tehlikeli olmama, imalat, kullanım ya da ortadan kaldırma boyunca çevreye zarar vermeme, aşırı miktarda enerji ve diğer kaynakları tüketmeme, fazla ambalaj ya da kısa yaşam süresi nedeni ile gereksiz çöpe neden olmama, gereksiz kullanım gerektirmeme, hayvanlara işkence yapılmama ve çevreye zarar verecek zararlı materyaller kullanılmama gibi maddeler ön plana çıkıyor.
Yeşil ürün özelliklerine bakıldığında insan ya da hayvan sağlığı için tehlikeli olmama, imalat, kullanım ya da ortadan kaldırma boyunca çevreye zarar vermeme, aşırı miktarda enerji ve diğer kaynakları tüketmeme, fazla ambalaj ya da kısa yaşam süresi nedeni ile gereksiz çöpe neden olmama, gereksiz kullanım gerektirmeme, hayvanlara işkence yapılmama ve çevreye zarar verecek zararlı materyaller kullanılmama gibi maddeler ön plana çıkıyor.
Bazı kişiler ürünlerin üzerindeki sertifikalarla tatmin olabiliyor ama çok daha bilinçli ve sorgulamayı seven tüketiciler çevreci ürünün üretim aşamasından marketlerdeki raflara gelene kadar olan süreçte doğanın en iyi şekilde korunduğunu bilmek istiyor. Yani üretildiği fabrikadaki koşulların çevreye zarar verip vermediği, buradaki atıkların iyi yönetilip yönetilmediği, son tüketiciyle buluşma anına kadar yapılan nakliyat işlemlerinin bile çevreci araçlarla yapılıp yapılmadığına dikkat ediyor.
Uluslararası büyük şirketler bu konuda hem kendi içlerinde yapılması gereken düzenlemeleri süratle yerine getiriyor hem de tedarik zincirini çevreci politikalar ve sürdürülebilir bir yapının üzerine kurmaya başlıyor. Bu tip büyük firmalarla çalışan ve bundan para kazanan tedarikçiler çevreyi korumaya yönelik konan kuralları uygulamaya başlıyor ve bu sayede büyük bir değişim başlıyor. Hammadde ve ambalaj sağlayan tedarikçinin her zaman denetlendiği, nakliyat işini yapan araçların temiz yakıt kullanıp daha az sera gazı emisyonunda bulunmaları, enerji sarfiyatı ve atık yönetimi konularında belli normların konulması sayesinde ürün raflara gelene kadar olabilecek en yeşil ortamlardan geçerek yeşil ürün olmayı hakediyor.
Değişim sadece devlet, yerel belediyeler, sivil toplum kuruluşları tarafından olmamalı topyekün bir şekilde değişim için istekli olunmalı. Bu anlamda bir çok ülkede milyonlarca kişiye iş sağlayan uluslararası kuruluşların buna öncülük etmeleri gelecek için daha umutla bakmamıza sebep oluyor.
15 Kasım 2011 Salı
Yeşil Tüketici Kimdir?
Bir seminerde salonda bulunanlara yeşil tüketici kimdir diye sorduğumda bana herkes garip garip bakmış, hatta "tüketici dediğin bensem nasıl yeşil olunuyor, yoksa bu da pazarlama gurularının uydurduğu yeni bir kavram mı?" diye sormayı da ihmal etmemişlerdi.
Yeşil tüketici çevreyi koruma işinin sadece hükümete, iş çevrelerine, çevrecilere ve bilim adamlarına bırakılamayacağını ve kendisinin de sorumluluk taşıdığını düşünen kişidir. Yani sadece "çevreyi koruyalım, çevre önemlidir, yarınlara güzel bir gelecek bırakalım" diye düşünmüyor aynı zamanda bunu pratikte de gösteriyor. Ne mi yapıyor? Satın alma tercihleriyle çevreci ürünleri alıp bunu piyasaya süren firmaları ödüllendiriyor ve yeni bir pazar yaratıyor.
İnsanlar doğayı koruyan ve geri dönüşümü olan, çevreye minimum zarar veren, yaptığı sosyal sorumluluk projesiyle doğadan aldığını gene doğaya vermeye çalışan ürünleri almaya başladıkça da yeşil ürün üreten şirket sayısı artıyor. Bir çok firma belki sırf ticari kaygıdan dolayı çevreyle uyumlu ürünler üretmeye başlıyor ama çevre bilincinin herkeste bir anda oluşmasını beklemek hayal olurdu zaten. Eminim ilk etapta para kazanmak için yeşil ürün üreten firmalarda zamanla çevreye daha fazla önem verecek ve geleceğe umutlu bakabilmemiz için gereken faaliyetlere de başlayacaklardır. Zaten firmalar bu sürece girmezler ve yeşil ürünün sadece üzerine etiket konarak çevreyi koruduğunu düşünürlerse tüketici bunu anlayacak ve o firmadan bir daha alışveriş yapmayacaktır.
Özetlersek yeşil tüketici aşağıda belirtilen ürünlerden kaçınma eğilimindedir;
•
İnsan ve diğer canlıların sağlığı için tehlikeli
Üretimi, kullanımı ve ortadan kaldırılmasında çevreye önemli zararları olan
Oransız olarak büyük miktarlarda kaynakların tüketimine yol açan
Çok fazla paketleme nedeniyle gereksiz atığa sebep olan
Tehlikeli çevrelerden çıkarılan malzemelerin kullanılmış olduğu
Hayvanların işkence görmesine yol açan
İnsan ve diğer canlıların sağlığı için tehlikeli
Üretimi, kullanımı ve ortadan kaldırılmasında çevreye önemli zararları olan
Oransız olarak büyük miktarlarda kaynakların tüketimine yol açan
Çok fazla paketleme nedeniyle gereksiz atığa sebep olan
Tehlikeli çevrelerden çıkarılan malzemelerin kullanılmış olduğu
Hayvanların işkence görmesine yol açan
Bir gün hepimizin Yeşil Tüketici olması dileğiyle ....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









